Free CSS Navigation Menu Designs 1 at exploding-boy.com
H İ Z M E T L E R İ M İ Z Free Menu Designs - e-lusion.com
DAHA ÇOK SAĞLIKLI BİR HAYATA............................... Tel:+90(462)7217887....


                              BESLENME   VE  DİŞ  SAĞLIĞI  

                 ÇOCULARDA DİŞ SAĞLIĞI VE DENGELİ BESLENME
Çocuklarımızın beslenmesi bebeklik döneminden başlayarak büyüme ve gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Çocukluk döneminde ağız ve diş sağlığı açısından dikkat edilmesi gerekenlerin başında dengeli beslenme ve ağız hijyeninin sağlanması gelir. Dengeli beslenme için bütün besin gruplarından eşit oranda faydalanmak ve özellikle çürük yapıcı olduğu bilinen karbonhidratlı yiyecekleri ana öğünler dışında sıkça tüketmemek gereklidir. Öğün aralarında atıştırılan şekerli gıdalar veya cips,kraker gibi nişasta içeren ve dişler üzerine yapışan besin maddeleri çocuğumuz dişini fırçalayana kadar geçen süre içerisinde metabolize olarak çürük başlatıcı ortamın hazırlanmasına katkıda bulunur.
Okul öncesi çocuklarda ençok tüketilen gıdalar süt ve süt ürünleri olmalıdır. Sütün çürük oluşumunu önleyici etkisi vardır. Aynı zamanda peynirinde çürük önleyici etkisi yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Çocuklarda diş çürüklerinin artmasının en önemli sebebi fazla miktarda şekerli gıdalarla beslenmedir.

Çocuklarda yaygın çürükler görülmesinin bir başka nedenide biberon çürükleridir. Okul öncesi dönemdeki birçok çocuğun gece biberon ile birlikte uyuduğu tespit edilmiştir. Beslenme döneminde biberon ile şeker içeren bal, pekmez, reçel ya da bisküvi gibi gıdalar katılmış süt veya meyve suyu verilmesi çürük riskini en çok artıran unsurlardandır. Bu gıdaların yerine, eğer mümkün ise biberonla sadece süt ya da su verilmesi çürük oluşumu açısından daha koruyucu bir yaklaşım olacaktır. Özellikle uykudan önce uykuya dalışı kolaylaştırmak için bu tip şeker içeren gıdaların kullanılması sonucunda uyku sırasında geçen süre içerisinde bu karbonhidrat içeriği, ağız ortamında asit ataklar yaratarak çürük oluşumunu hızlandırır,buda ağızda fazla sayıda yaygın derin çürüklerin oluşmasına sebeb olur. Erken yaşta oluşan bu çürükler mutlaka tedavi ettirilmelidir. Eğer tedavi edilmezlerse süt dişlerindeki çürük alttan gelen daimi dişi de etkileyerek yapısında bozukluklara sebep olur.
Kola meyve suyu gibi asitli içecekler dişin koruyucu tabakası olan mine yüzeyinde aşınmlara ve çözünmelere sebep olur. Taze meyve suyu ve meyve özlü içeceklerde yüksek şeker ve meyve asidi içeriklerinden ötürü yüksek çürük yapma potansiyeline sahiptirler. Meyve suyu veya kola içtikten sonra çocuklar en azından bol su içmeye yada bol su ile ağızlarını çalkalamaya özendirilmelidir.
Dengeli beslenme kurallarına tam uyularak gerçekleştirildiğinde çocuk diş sağlığı için gerekli tüm mineral ve vitaminleri yiyeceklerden temin etmiş olur.

                 YETİŞKİNLERDE  DİŞ SAĞLIĞI VE  DENGELİ BESLENME

Dişlerinize çok önem veriyorsunuz ve çürüklerin önüne geçmek için her yemek sonrası vakit kaybetmeden fırçalıyorsunuz. Bu durum ilk bakışta diş sağlığını korumak için mükemmel bir yöntem olarak görünebilir. Ancak  yemek sonrası hemen dişlerin fırçalanması diş yüzeyinden bir miktar maddenin kalkmasına,dişlerin aşınmasına sebep olarak diş sağlığını bozuyor.

Ağız diş sağlığının korunmasının temelinde temizlik ve diş bakımı yatmaktadır. Yalnız yemeklerden ve asitli içeceklerden hemen sonra dişleri fırçalamaktan kaçınılması gerekmektedir.  “Çünkü bu tür gıdalardan sonra yaklaşık bir saat diş minesi asit saldırısı altında olup minenin yumuşadığı ve hemen yapılan fırçalamanın diş yüzeyinden bir miktar madde kaldırdığı bilinmektedir. İngiltere’de yapılan bir araştırma neticesinde 5 yaşındaki çocukların yüzde 53’ünde diş erozyonu saptanmıştır. Gazlı içecekler dışında meyve suları da dişlerde erozyon riskini artırmaktadır.

             DİŞLER AŞINDIKÇA RENK BOZULMASI VE HASSASİYET ARTAR
“Asitli gıda denince akla; narenciye, kola, turşu, şarap ve enerji içecekleri gelir. Ph ne kadar düşük ise ürün o kadar asidiktir. Ph’ın 5.5’ten küçük olması çürük oluşturmaktadır. Alkaliler yüksek ph’a sahiptir. Düşük ph’lı ürünlerden bazıları sirke, kırmızı şarap, greyfurt, turşu vs.dir. Sütün ph’ı 6.9, cheddar peynirinin ise 5.9’dur. Ayrıca kişilerde artan estetik beklentisi sebebiyle dişleri beyazlatmak için aşındırıcı diş macunu ve diş parlatma tozları talebi diş sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Dişin minesi aşındıkça alttaki dentin tabakasının açığa çıkmasıyla dişin rengi daha sarı gözükmekte, sıcak ve soğuk hassasiyeti de buna eklenmektedir. İlerlemiş dönemde artan duyarlılık, oluşan çatlaklar, giderek artan renk bozulmaları gözlenebilir.

 

  1.  Günlük    hayatta  tükettiğimiz  besinlerin  içindeki  asitler  dişlerin  mineral  yapılarında    uzun  süreli temas   sonucu   dişlerin  zayıflamasına   ve   çürümesine   neden  olmaktadır. 
  2. Şekerle   tükrük içindeki  mineraller birleşerek   asit  oluşturmakta     ve  dişler  sürekli olarak  asit  tehtidi  altında  kalmaktadır.Özellikle son  yıllarda    şehir  hayatındaki beslenme  kültürünün  giderek   asitli  gıdaları  cazip  hale getirmesi  de  çürük   oluşma    sıklığını  da   artırmıştır. 
  3. Yine    daha  çok  suni  üretimle   elde   edilmiş  besinlerin     tüketilmesi  bu  süreci  ,yani çürük  oluşma  hızını    artırmıştır.Bu   nedenle     kola  ve   gazozlu  içeceklerden ,öğün  arasında  taze  sıkılmış  meyve  suyundan    uzak   durmalı   yada  bu  ve   benzeri  asitli  gıdalarla   asitli  olmayanların  birlikte  tüketilmesi  gerekir.Böylelikle   ağız  ortamında  oluşan  asidik  yapı   alkali  dediğimiz   asidik  olmayan  gıdalarla   dengelenir.Asidik  olmayan   süt  ve  süt  ürünleri  öğün  sonuna  doğru  tüketilirse  daha  önce  yenmiş  olan   asidik  gıdaların  etkilerini  nötralize   ederler.Örneğin  yemek  sonunda  peynir  çeşitleri  yenebilir. 
  4. Ağzımızda   asit  oluşmasına     fırsat  vermemeliyiz.Sabahları  kalktığımızda  ağzımızda  oluşan   acımsı  , ekşi tat    ağız   asidinin   olduğunu   gösteriri.Eğer  geceleyin  yatmadan  dişlerimizi  fırçalamamışsak  ,bu   asit  oluşumu  ağzımızdaki     kalan  gıda  artıklarının    tükrük  içindeki  minerallerle birleşerek  asidik  yapıya   dönüşmesi    daha da  hızlanır.Oluşan   acımsı  tattaki asitte ağız  kokusuna  neden olur.Uzun sürede   de  dişlerimizin  çürümesine  ve   doku  kaybına   erozyonuna  neden  olur.
  5. Besin   seçimlerimiz     arasına    flordan  zengin  olan  çay,deniz  mahsülleri  özellikle   sardalya ,karaciğer,böbrek,elma   ,ıspanak,ayçiçeği  yağı,tahıllar,yumurta  ve  sütü   öncelikli  olarak  katmamızda  yarar  vardır.Bu   gıdaları   tükettiğimizde,ağızda    çiğneme   esnasında   tükürüğe  karışan serbest   flor  mineralleri  remineralizasyon (yeniden  dişin  yapılanması,güçlenmesi)  için  faydalıdır. 
  6. Asitli gıdalardan  sonra  ; dişlere   asit  etkidikten  bir  süre  sonra  tükürüğün  yıkama  etkisiyle   asitler  ortamdan  uzaklaştırılırlar.Bu nedenle  tükürük  yıkamasına  yardımcı  olacak   şekilde   su  ve  mineral  maden  sularının  içilmesinde   fayda  vardır. 
  7. Öğün  arasında   alınan  asitlerin  etkisiyle  bir  kısım  minede  ,mineral  kaybı  ile  yumuşama  meydana  gelir.Bu  nedenle  yemekten  hemen  sonra   diş   fırçalamak  yerine   ,ağzın  doğal  ortamındaki  minerallerin    bu  mineral  kaybına  uğramış  bölgelere  çökelmesi  için  zaman  tanımamız  gerekir.Aksi  taktirde  hemen  fırçalama  yaptığımızda   ,asitle yumuşamış  minenin   erozyonuna   kaybına   katkıda   bulunuruz.Yemeklerden  en  az  bir   saat  sonra  diş   fırçalanmalı  ve   bu   flordan   zengin  bir  macunun  eşliğinde   gerçekleşmelidir. 

     Asit   erozyonunu  tedavisi   3   başlıktan  oluşmaktadır.

 

 1-Kişinin  evde  yapacağı  bakım(florlu  diş  macunu  kullanımı)  ve 

     beslenme   alışkanlıklarının  düzenlenmesi.

 2-Dişhekiminin  uygulayacağı   flor

 3-Fazla  aşınma  durumunda   yapılacak  dolgu  veya   laminate  veneer  türü

    kaplamalar.

Site İçeriğinde Bulunan Bilgiler, Bilgilendirmek İçindir. Bu Bilgilendirme,
Kesinlikle Hekimin Hastasını Tıbbi Amaçla Muayene Etmesi veya Tanı Koyması Yerine Geçmez.