Free CSS Navigation Menu Designs 1 at exploding-boy.com
H İ Z M E T L E R İ M İ Z Free Menu Designs - e-lusion.com
DAHA ÇOK SAĞLIKLI BİR HAYATA............................... Tel:+90(462)7217887....

                                                                             

                                                  SIK  SORULAN SORULAR 

 

Dişlerimi   hergün  fırçalıyorum  ama  yinede    taş  oluşuyor.Bunu önlemenin bir  yolu  var mı?

Dişlerimizin    hergün  fırçalanması  sırasında   bakteri  plağını   tamamen   uzaklaştırmamız   mümkün   değildir.Mutlaka   film kalınlığında  ince  bir  tabaka   kalır  dişlerin üzerinde  ve bunu  biz  gözümüzle  göremeyiz.Zamanla  tükrükteki  minerallerle  birleşen bu tabaka  diştaşına  dönüşür.Diştaşı  oluşumunu   azaltmak  için  bakteri  plağını  çok  iyi  temizlemeliyiz.Bunun  içinde fırçalama  sonrası   serçe  parmak tırnağınızla  dişlerinizin üzerini   kazıyınız.Eğer  bir   birikinti  geliyorsa     hala   bakteri  plağı  var  demektir.Bu  nedenle    6 aylık  periotlarla    doktor  kontrolünde  temizlik en   koruyucu  yöntemdir.

Dişetlerim  her  fırçalamadan sonra  kanıyor  acaba   bende  de   dişeti  hastalığı  var mıdır?

Dişeti  kanamasının  birkaç  farklı    nedeni  vardır.Bunlardan   en      öncelikli   olanı  ise   iltihaplı(ödemli)   dişetleridir ki;genelde    düzenli  fırçalama  alışkanlığı  olmayan  bireylerde  görülür.Bunun yanında   düzenli  fırçalayan  fakat  yanlış  fırçalama  sonucu   dişlerin  sadece  beyaz   kısımlarını fırçalayıp  dişetlerini  fırçalamayan  bireylerde  de    görülür.Dişetleriniz  kanamamalı.Eğer  kanıyorsa  bu  bir  hastalığın   başlangıcı  veya   ilerlemiş   seviyesinin bir göstergesidir.Derhal  bir     dişhekimine  gitmelisiniz.

Diş eti hastalığı tedavisi nasıl bir tedavi gerektirmektedir, tedavisi kolay mıdır?

Dişeti tedavisi, dişeti hastalığınızın derecesine göre birkaç basamak şeklinde uygulanan bir tedavidir. Amaç dişeti altındaki ve üstündeki dişe yapışmış artıkları, diş taşlarını temizleyerek, kök yüzeyini artıkların tutunamayacağı hale getirmek ve dişeti hastalığı nedeniyle oluşmuş iltihabi yumuşak dokuları  yapılan derinlemesine temizlik sonrasında,laserle dişeti  cebi tamamen iltihaplı dokulardan  uzaklaştırmak suretiyle dişetlerinin iyileşmesini sağlamaktır. Dişlerinizin birbirinden ayrılıyor olması dişeti hastalığını hatırlatıyor, panoramik bir film çektirerek diş hekiminize gidip muayene olmanızı ve teşhis konulmasını öneririz. Dişeti tedavisi için geç kalındığında genellikle dişleri çekmekten başka ihtimal kalmamaktadır. Biran önce tedaviye başlamanız bu açıdan oldukça önemlidir.

Tedavinin basamakları;

1-Diştaşı temizliği

2-Küretaj (El aletleri ile yapılan, dişeti altındaki taşların derinlemesine temizlenmesi işlemi ve laserle iltihabi dokuların yok edilmesi)anastezi altında  yapılan bu  işlemde  işlem sırasında  bir ağrı  olmamaktadır.

3-Flap operasyonları (çok ileri durumlarda uygulanan, dişetini açarak içteki iltihabi dokuların temizlenmesi işlemi,laserle iltihabi dokuların yokedilmesi) şeklindedir.anastezi  altında  yapılan bu  işlemde işlem sırasında  bir  ağrı olmamaktadır.

4-Yumuşak ve  sert  doku  graftlerinin uygulanması:bu işlemde  dişeti çekilmesi olan  dişlerde  ağzın uygun bölgelerinden alınan dişetleriyle  kapatılması  işlemidir.Bazen  aşırı  kemik yıkımlarında  kemik  graftleride  uygulanmaktadır.

Periodontal hastalık nedir?

Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70inden periodontal hastalıklar sorumludur. Bu hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler. Dişeti hastalıklarının önlenmesi veya tedavisi; doğal dişlerin korunması, daha rahat çiğnemenin ve daha iyi bir sindirimin sağlanması gibi diğer faydaları da beraberinde getirir. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Yani gingivitis periodontal hastalığın erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir.

Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Dişleri destekleyen diğer dokularla birlikte alveol kemiğinde de hasar oluşur. Diş-dişeti arasında "periodontal cep" oluşur. Periodontal cep varlığı infeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar, hatta çekime gidebilir.

Dişeti hastalığının belirtileri nelerdir?

Dişeti hastalığının pek çok bulgusu vardır; Diş fırçalama sırasında kanayan dişetleri Kırmızı, şiş ve hassas dişetleri Dişlerden kolaylıkla ayrılabilen, uzaklaşan dişetleri Dişler ve dişetleri arasında iltihabi akıntı Sallanan veya giderek birbirinden uzaklaşan dişler (dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması) Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin değişmesi Bölümlü protez uyumundaki değişiklik, bozulma. Sürekli kötü ağız kokusu.
 Bununla beraber, periodontal hastalık hiç bir bulgu vermeden de ileri safhalara ulaşabilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla dişhekimine gitmek son derece önemlidir.

Dişeti hastalığının nedeni nedir?

Dişeti hastalığının en önemli nedeni "bakteriyel diş plağı" adı verilen, dişler üzerinde biriken yapışkan ve renksiz film tabakasıdır. Günlük fırçalama ve diş ipliği kullanımı ile diş plağının uzaklaştırılması sağlıklı bir ağız için temel gereksinimdir. Eğer plak etkin bir şekilde dişlerden uzaklaştırılmazsa diştaşı veya tartar olarak bilinen düzensiz yüzeyli ve geçirgen bir yapıya dönüşür. Plaktaki bakteriler tarafından salınan zararlı ürünler dişetinde irritasyona neden olur. Bu ürünler nedeni ile dişetini dişe sıkıca bağlayan lifler yıkıma uğrar, dişeti dişten uzaklaşır ve periodontal cep oluşur. Böylece bakteri ve ürünlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylaşır. Hastalık ilerledikçe cep derinleşir, bakteriler daha derine; kemiğe kadar ilerler ve dişi destekleyen alveol kemiğinde de yıkım başlar. Hastalık tedavi edilmeden bırakılırsa sonunda dişler sallanır ve çekimleri bile gerekebilir.

Dişeti hastalığı nasıl önlenir?

Periodontal hastalığın önlenmesinde en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Dişleri sağlıklı bir durumda sürdürmek için, günlük ağız bakımı işlemleri ile (diş fırçalama ve diş ipliği kullanma) bakteriyel diş plağının uzaklaştırılması gerekmektedir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi de aynı derecede önemlidir. Günlük ağız bakımı işlemleri diştaşı oluşumunu en az düzeye indirebilir, ancak tamamen önleyemeyebilir. Diş fırçası, diş ipliği veya diğer temizlik araçları ile ulaşılamayan bölgelerin bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi mevcut diş plağı ve/veya diştaşının uzaklaştırılması açısından gereklidir.

Diş ağrısını nasıl geçirebilirim?

Diş ağrıları genellikle diş ve/veya dişeti kaynaklı meydana gelmektedir. Diş kaynaklı ağrılar çürüğe bağlı madde kaybına uğramış dişlerde çürüğün ilerleyerek pulpa adı verilen dişin sinirini enfekte etmesinden kaynaklanır. Dişeti kaynaklı ağrılar ise bakteri depositinin dişetinden kemiğe geçerek bir abse oluşturmasıdır. Her iki kaynaklı diş ağrıları ağrı kesici ve antibiyotik medikasyonuyla geçici bir çözüm bulurken hekim müdahelesi olmadan geçmezler. Bu nedenle ağrı esnasında çürük dişin içine alkol, alkollü içki, aspirin veya benzeri herhangi bir madde konulmamalıdır, bu uygulamanın diş ve özellikle dişetine ciddi anlamda zararı vardır.

 Dişlerimin aşındığını hissettim sebebi ne olabilir ?

 Dişler ilerleyen yaş ile birlikte bir miktar aşınma gösterirler. Ancak bunun ötesinde gözlenen aşınma, gece diş sıkma ya da gıcırdatma rahatsızlığına bağlı olabilir. Başka bir neden de aşınan dişler ile temasta olan karşıt dişlerin uygun olmayan şekilde porselen ya da metal ile kaplanmış olmasıdır. Gene hamilelik nedeni ile kusma şikayeti olanlarda ve aşırı miktarda asitli içecek tüketen kişilerde, ağız bakımı da ihmal ediliyorsa aşınma gözlenebilir.Tedavisi  diş sıkmaya  bağlı  bir  aşınmaysa  gece plağı yapılmalı.Yaşlanmaya bağlı   diş  aşınmalarınızda  estetik  dişhekimliği uygulamalarından faydalanabilirsiniz.


Ağız kokusunu nasıl giderebilirim?


Ağız kokusunun nedeni % 90 diş, dişeti ve ağız kaynaklıdır. Diğer nedenleri sindirim, solunum sistemleri  bademcik iltihabı,farenjit , geniz akıntısı ve sistemik hastalıklardır (diabet vs.). Ağız kokusu için çiğneme sonrası yemek artıklarının sıkışıp kalacağı ve fermentasyona uğrayıp kokuya dönüşecek alanlara gereksinim vardır. Çürük veya kırık dişler, dişlerin etrafında cep oluşturmuş hastalıklı dişetleri ağız kokusu için primer nedenlerdir. Dişetinde iltihaba neden olacak düzensiz kenar uyumlu dolgular, dişeti ilişkisi bozuk hijyenik olmayan sabit veya hareketli protezler de ağız kokusuna neden olacak faktörlerdir. Tüm bunların yanında hastaların hijyen alışkanlıklarını da göz ardı etmemek gerekmektedir. Ağız kokusu ancak  ilgili doktorun dişhekimi veya k.b.b uzmanın  bir tedavi planlamasından sonra ortadan kalkabilir.

 


Dişetlerim fırçalama sırasında kanıyor, ne yapmalıyım?
Hiç vakit kaybetmeden bir dişhekimine  başvurmalısınız. Kanayan dişeti, hastalıklı, iltihaplı ve enfekte diş çevresi dokuların göstergesidir. Enfekte dişeti, bağdokusu ve hatta kemiğin ileri tekniklerle iltihabından arındırılması gerekmektedir.Son yıllarda   laserle yapılan derinlemesine temizlikle  bu iltihabi dokular tamamıyla uzaklaştırılıp,sağlıklı doku  oluşması  hızlandırılmaktadır.
Diş eti çekilmesi sorunum var. Nasıl bir  tedavi (vitaminler veya minarellerle destek gibi) uygulayabilirim?

 

Öncelikle diş taşları temizlenip bir diş hekimi tarafından ağzınız kontrol edilmediği müddetçe kendi kendinize yapacağınız hiç bir şeyin işe yaramayacağını belirtmek isterim. Yapabilecekleriniz;

1- sigara içmemek.

2- dengeli beslenmek

3- 6 ayda bir diş taşlarını temizletmek

4- Günde 2 kere 3 er dk diş fırçalamak

5- diş ipi yada diş arası fırçası kullanmak Gördüğünüz gibi hiç biri bir hap yutup iyileşmek kadar kolay değil. Çünkü bu hastalık ancak temizlikle engellenebilir. İstediğiniz kadar vitamin ve antibiyotik alın, bunlar dişlerinizi temizleyemez. Sadece boş yere içinizi rahatlatır.

 

 Diş çekimi sonrası ne yapılmalı, bir diş eksikliği önemli midir?
Diş çekimi sonrasında mutlaka o bölgede çekilen dişin görevini üstlenecek sabit bir köprü protezi veya implant destekli bir protez mutlaka planlanmalıdır. Bir diş eksikliği hastaya başlangıç yıllarında olmasa dahi uzun dönemde çok yüklü bir biyolojik fatura çıkartır. Bu diş eksikliğine bağlı çenelerin birbirleriyle kapanış problemi, hijyen zorluğuna bağlı arayüz çürükleri ve ileri dişeti ve kemik kayıpları hastanın yaşayacağı sorunlardan sadece birkaçıdır.

İmplant tedavilerinde uygulanan titanium metalini vücut reddediyor mu, implant destekli protezler pahalı tedaviler mi, bu tür protezler ömür boyu ağızda kalıyor mu?

İmplant tedavilerinde uygulanan titanium metali uzun süreli araştırmalardan sonra ağızda uygulanmaya başlanmıştır. Bugüne kadar rapor edilmiş hiçbir yabancı cisim reaksiyonu tespit edilmemiştir. Kemik ile entegre olabilecek, kemik tarafından sarılacak kadar, vücut doku ve organları ile biyolojik uyumlu bir materyaldir.
İmplant tedavileri son derece hassas, komplike ve uzun soluklu tedavilerdir. Bu nedenle diğer konvansiyonel tedavilere oranla ilk bakıldığında daha pahalı gibi görülmektedir. Ancak böyle bir karşılaştırılma yapılırken maddi değerin yanında biolojik değerin de önemli olması, doğala en yakın çözüm olması, ağızdaki fonksiyon süresinin de göz önünde tutularak değerlendirilme yapılması en sağlıklı ve ekonomik tedaviyi ortaya çıkarmaktadır.
Tıbbın hiçbir dalında olmadığı gibi implant destekli protezlerin ağızdaki fonksiyon süresi için ömür boyu diye bir yorum getirilemez. Böyle bir yorum öncelikle sistemik (hızlı kemik kaybı ve enfeksiyona neden olabilecek hastalıklar) ve lokal (aşırı sigara, alkol kullanımı, gerekli ağız hijyeni uygulanamaması vs.) etkenler dışarıda tutularak yapılabilmelidir. Bununla beraber alternatif konvansiyonel tedavilere oranla çok daha uzun ömürlü ve çok daha doku koruyucu bir tedavi yöntemidir.

Diş beyazlatma (bleaching) yönteminin diş minelerine bir zararı var mı?

Bu tür sık uygulanan bir yöntemin diş minelerine bir zararı yoktur. Kullanılan kontrollü kimyasal ajan mine üzerinde değil, dişe asıl rengini veren altındaki dentin denilen doku üzerinde etkilidir.

Gömük veya yarı gömük 20 yaş dişlerim zaman zaman şişiyor ve ağzımı açamıyorum, bu dönemde antibiyotik alsam ağrım geçer mi?

20 yaş dişlerinin sürememe durumunda meydana gelen ve akut perikoronitis adı verilen bu durumda dişin üzerindeki dişeti ödemli, enfekte ve ağrılıdır. Ağız kokusuna da neden olacak böyle bir durumda antibiyotik kullanımı geçici bir çözüm olacak, enfeksiyona neden olan etken hala ağızda kalacaktır. Bu tipte dişlerin cerrahi olarak çekilmemesi, mevcut enfeksiyonun başka bir organa aktarılma riskini de hastaya yüklemektedir.

Darbeye bağlı olarak yerinden çıkmış bir diş için ne yapılmalı?

Yerinden çıkmış, fırlamış bir diş ağızın içinde, dil altında ıslak bir ortamda veya bir süt kabının içinde vakit kaybetmeden bir dişhekimine getirilmelidir. Bir saat gibi bir süre içinde yerine yerleştirilmiş dişlerin canlılıklarını yitirmedikleri klinik araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Hamilelik süresince ağız sağlığım için ne yapmalıyım?

Hamilelik boyunca vücutta meydana gelen hormonal değişiklikler ağız içinde de özellikle dişi çevreleyen dokularda yıkıcı değişiklikler yaratmaktadır. Bakteri plağı kompozisyonu, oluşum hızı, tükürük akışı, tükürüğün koruyucu etkisi, diştaşı birikimindeki değişiklikler ağızda lokal problemlere neden olmaktadır. Hamileliğin başlangıcında bu değişiklikler ön görülerek koruyucu tedaviler planlanmalı, bu döneme ait yoğun hijyen yöntemleri hastaya aktarılmalıdır.

Çocuğumun süt dişlerinde çürükler var, nasıl olsa değişecek çektirilmeli mi?

Süt dişlerinin değişeceği muhakkak, ancak bu dişler mutlak bir zamana kadar ağızda hizmet vermelidir. Erken süt dişi çekimleri eksik çiğneme fonksiyonu yaratacağı gibi, daimi dişlerin sürmeleri sırasında yanlış kılavuzluk sağlayacaktır. Böyle bir durumda ise daimi dişler sürmeleri gerektiği yerlerden daha farklı yerlerde yerleşerek bir çapraşıklık ve kapanış sorunu yaratacaktır. Bu şekilde bir sorun da ancak komplike bir ortodontik tedavi ile ortadan kaldırılabilir.

Çocuğumun daimi dişleri kaç yaşında çıkacak, bu dişleri korumak için ne yapmalıyım?
Çocukta ilk daimi dişler 6 yaşında mevcut diş arkının en gerisinden ağıza çıkarlar. Bu nedenle ebeveynlerin dikkatinden kaçar. Oysaki 6 yaş dişleri ağızda en uzun hizmet verecek, en fazla çiğneme kapasitesine sahip, plak birikimine müsait hacim ve morfolojilerinden dolayı çürüme riski fazla olan dişlerdir. Özellikle 6 ve12 yaş dişlerinin bu özelliklerinden dolayı bu dişler sürmelerinden hemen sonra koruma altına alınmalıdır. Lokal fluor uygulamaları, fissur sealant denilen plak birikimine müsait çiğneyici yüzeylerin şeffaf bir tabaka ile örtülmesi işlemleri bu dişler için proflaktik, koruyucu tedavilerin başında gelir. Bunların yanında sistemik fluor tabletleri ve gargaralar çok alışık olunmayan ancak kulllanımda olan metodlardır.

Çocuğumda diş çapraşıklığı var, bu nedenle yapılacak bir ortodontik tedavi ne zaman yapılmalı?

Ortodontik tedavinin yaşı var mı, erişkin birisi de böyle bir tedavi yaptırabilir mi?
Çocukta mevcut diş çapraşıklığının teşhisi, sınıflaması ve planlaması ancak tüm daimi dişler ağızda görülmeye, fonksiyona girmeye başladıktan sonra yapılabilir. Bu nedenle 12 yaşından itibaren diş çapraşıklıklarına yönelik girişimlerde bulunabilir. Bu tür ortodontik tedavilerin yaşı yoktur, erişkin bireylerde rahatlıkla tedavi olabilirler. Ancak unutulmaması gereken bir nokta ; tedavi yaşı ne kadar genç olursa uygulanabilirliği o kadar kolay ve tedavi süreside o oranda kısa olur.

 

 Ortodontik tedavi (tel tedavisi) hangi yaşlarda yapılır?(Dişler her yaşta düzelir mi?)

 Çenelerin konumundan kaynaklanan bozukluklar (ortopedik bozukluk) büyüme gelişim döneminde tedavi edilirken, çenelerin normal olduğu sadece diş diziliminden kaynaklanan bozukluklar her yaşta tedavi edilebilir.

 

Site İçeriğinde Bulunan Bilgiler, Bilgilendirmek İçindir. Bu Bilgilendirme,
Kesinlikle Hekimin Hastasını Tıbbi Amaçla Muayene Etmesi veya Tanı Koyması Yerine Geçmez.